11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü: Bir Kız Çocuğuna Nasıl Bir Dünya Bırakıyoruz?
  • By Çocuk Eğitim Akademisi
  • 11 Ekim 2026
  • Comments 3

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü: Bir Kız Çocuğuna Nasıl Bir Dünya Bırakıyoruz?

Bir kız çocuğuna “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye sorduğumuzda, cevabından önce kendimize başka bir soru sormalıyız:

Onun hayal kurabileceği kadar geniş bir dünya sunuyor muyuz?

Çünkü bir çocuğun geleceği yalnızca yetenekleri ve seçimleriyle şekillenmez. İçinde büyüdüğü aile, karşılaştığı toplumsal beklentiler, eğitim olanakları ve ona kurulan cümleler de geleceğinin bir parçasıdır.

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü, kız çocuklarının haklarını, eğitim ve fırsat eşitliğini hatırlamak için önemli bir gün. Ancak bu günü yalnızca bir farkındalık günü olarak değil, yetişkinler olarak kendi tutumlarımızı yeniden değerlendirmek için de bir fırsat olarak görmeliyiz.

Bir kız çocuğuna ne öğretiyoruz?

Bir kız çocuğuna yalnızca nasıl davranması gerektiğini değil, kendisini nasıl tanıyacağını da öğretmeliyiz.

Susmayı değil, kendini ifade etmeyi;

İtaat etmeyi değil, sorgulamayı;

Kendinden vazgeçmeyi değil, sınırlarını bilmeyi;

“Ayıp” korkusuyla küçülmeyi değil, kendi değerini fark etmeyi…

Çocuk yetiştirirken sınırlar elbette gereklidir. Fakat güvenli sınırlar ile çocuğun dünyasını daraltan toplumsal kalıplar birbirinden farklıdır.

“Sen kızsın, böyle davranma.”

“Bu sana göre bir iş değil.”

 “Biraz daha uslu ol.”

 “Erkekler yapar, sen yapma.”

Gündelik hayatın içinde sıradan görünen bu cümleler, zamanla çocukların kendileriyle ilgili algılarını etkileyebilir. Bir kız çocuğuna sürekli nasıl olması gerektiğini söylediğimizde, bir süre sonra “Ben ne istiyorum?” sorusunun yerini “Benden ne bekleniyor?” sorusu alabilir.

Ailenin rolü: Çocuğun kendisini gördüğü ilk yer

Çocuk, ailesinin kendisine nasıl baktığından kendisi hakkında önemli ipuçları edinir.

  • Fikri dinlenen çocuk, düşüncesinin değerli olduğunu öğrenir.
  • Soru sormasına izin verilen çocuk, merakından utanmaz.
  • Hata yaptığında aşağılanmayan çocuk, yeniden denemekten korkmaz.
  • Sınırlarına saygı gösterilen çocuk, kendi sınırlarını da tanımayı öğrenir.

Bu nedenle kız çocuklarını yetiştirirken yalnızca onları korumaya değil, kendi kararlarını verebilecek bireyler olarak güçlendirmeye de odaklanmalıyız.

Bazen bunun için büyük değişiklikler gerekmez. “Sen ne düşünüyorsun?”, “Bunu gerçekten istiyor musun?” ya da “Nasıl hissettin?” gibi basit sorular bile çocuğa kendi sesini duyma fırsatı verir.

Çocuklar toplumu gözlemleyerek büyür. Kadınların ve erkeklerin nasıl konumlandırıldığını, kimlerin karar verdiğini, kimlerin geri planda kaldığını, hangi davranışların ödüllendirilip hangilerinin eleştirildiğini fark ederler.

Bu nedenle fırsat eşitliği yalnızca kız çocuklarına “Her şeyi yapabilirsin.” demekle sağlanamaz. Onların gerçekten deneyebilecekleri, hata yapabilecekleri, eğitim alabilecekleri, karar verebilecekleri ve üretebilecekleri alanların oluşturulması gerekir.

Bir kız çocuğunun cesaretini sürekli “usluluk” ile ölçmek yerine; merakına, yaratıcılığına, eleştirel düşüncesine ve bireyselliğine de alan açmalıyız.

Çünkü iyi yetişmiş bir kız çocuğu yalnızca kurallara uyabilen değil, gerektiğinde nedenini sorabilen çocuktur.

Çocuk kitaplarının dönüşümdeki rolü

Ayrıca çocuk kitaplarının bu dönüşümde önemli bir yere sahip olduğunu fark etmeliyiz.

Çocuklar okudukları hikâyelerde yalnızca olayları takip etmez; kendilerine ait ihtimalleri de keşfederler.

Korktuğu halde yeniden deneyen bir karakter, çocuğa cesaretin korkmamak değil, korkuya rağmen ilerlemek olduğunu gösterebilir.

Hatasını kabul eden bir karakter, yanılmanın başarısızlık anlamına gelmediğini anlatabilir.

Kendi kararını veren bir kız çocuğu karakteri ise başka bir çocuğa, kendi seçimlerinin de değerli olduğunu hissettirebilir.

Bu yüzden çocuk kitaplarında kız çocuklarını yalnızca korunması gereken, uslu veya başarılı karakterler olarak değil; merak eden, düşünen, karar veren, hata yapan, üreten ve kendi yolunu arayan bireyler olarak görmememiz oldukça önemli.

Çocuklara anlattığımız hikâyeler, onların kendilerini dünyada nasıl konumlandıracaklarına dair ilk cümlelerden bazılarını kurar.

Bugün neyi değiştirebiliriz?

Kız çocuklarının geleceğini değiştirmek, her zaman büyük sözlerle başlamaz. Bazen evin içinde kurduğumuz tek bir cümleyle başlar.

 

Onun yerine karar vermeden önce fikrini sormakla…

Hata yaptığında utandırmak yerine yeniden denemesine izin vermekle…

“Sen kızsın.” diyerek bir seçeneği baştan elemek yerine, “Sen bunu istiyor musun?” diye sormakla…

En önemlisi, ondan yalnızca “iyi bir kız” olmasını beklemek yerine, kendisi olmasına izin vermekle.

 

Çünkü kız çocuklarının ihtiyacı, kusursuz bir dünya değil; kendilerini güvende hissedebilecekleri, seslerinin duyulacağı ve potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri bir dünya.

Ben şuna inanıyorum:

Bir kız çocuğunun hayatına dokunduğumuz her yerde, onun dünyasına bir cümle ekliyoruz.

Bu cümlenin;

Korkuya değil cesarete,

Sınırlamaya değil özgüvene,

Susmaya değil kendini ifade etmeye hizmet etmesi bizim elimizde.

 

Belki bugün kendimize şu soruyu sormanın tam zamanı:

Bir kız çocuğu benimle karşılaştığında, kendisini daha küçük mü hissediyor; yoksa dünyada kendine biraz daha fazla yer açabileceğine mi inanıyor?

Bütün kız çocuklarına daha eşit, daha güvenli ve daha özgür bir gelecek dileğiyle…

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü kutlu olsun.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım!

Comments

  1. Şeyma arslan
    11 Ekim 2026

    Çok güzel verimli insanı düşündüren ve vizyon katan bir yazı teşekkür ederim Şeyma hocam

  2. Derya Geyve
    11 Ekim 2026

    Hayallerinin sınırı olmayan cesaretinin Hiç eksilmediği bir dünya bırakmak istiyorum. Kız başına hiç bir şey yapacağın yok değil her şey yapabilirsin bir dünyası olsun. Başta canım kızım Ela’m ve tüm kızlarımızın günü kutlu olsun 💐

  3. Enise Çelik
    11 Ekim 2026

    Kaleminize sağlık şeyma hocam👏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir